CNNTURK

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Fuat Atmaca, prostat füzyon biyopsisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanserlerden olup kesin tanısı biyopsi ile konmaktadır. Kanda PSA yüksekliği, parmakla rektal muayenede anormal bulgu mevcudiyeti ve klinik olarak kanser şüphesi varlığında prostat biyopsisi yapılmaktadır.

Biyopsi işleminde prostat dokusundan patolojik inceleme için örnek doku alınmaktadır. Füzyon biyopsi tekniği ise prostat kanseri tanısında son zamanlarda kullanılmaya başlanan bir biyopsi türüdür.

Klasik prostat biyopsisi

Klasik prostat biyopsisinde, transrektal ultrasonografi olarak adlandırılan özel bir ultrasonografi eşliğinde, prostattan iğne ile alınan küçük parçalar kanser hücrelerinin olup olmadığını anlamak için patolojik incelemeye tabi tutulmaktadır. Klasik prostat biyopsisinde prostatın çeşitli yerlerinden sistematik bir şekilde genellikle 10-12 adet doku parçaları alınır. Bu örnek dokular prostat kanserinin en çok geliştiği bölgelerden alınmaktadır.

Bu işlem sırasında biyopsi iğnesinin prostat bezi içerisindeki kanser dokusuna isabet etmemesi ihtimali vardır. Yani biyopsi iğnesi, kanserli dokuyu ıskalayabilir ve aslında var olan kanser atlanmış olur. Prostat bezini bir mandalinaya, mandalinanın çekirdeklerini de kanser dokusuna benzetirsek, biyopsi iğnesi bu çekirdeklere isabet etmeyebilir. Bu yüzden, ilk biyopside kanser saptanamayan ancak kanser şüphesi devam eden hastalara ikinci hatta üçüncü defa prostat biyopsisi yapmak gerekebilir.

Füzyon prostat biyopsisinin farkı

Günümüzde prostat bezinde bulunan tümörün yeri ve sınırları MR ile belirlenebilmektedir. Kanda PSA yüksekliği ya da muayenede şüpheli bulgu varlığında hastalara önce Multiparametrik Prostat MR yapılmaktadır.

Füzyon Biyopsi Cihazı vasıtasıyla bu MR görüntüleri ve ultrasonografi ile elde edilen prostat görüntüleri 3 boyutlu olarak üst üste getirilmektedir. Bu sayede MR ile saptanan tümör odaklarına ultrasonografi eşliğinde ulaşılarak hedef dokudan iğne biyopsiler alınmaktadır. Hedeflenen alanlardan alınan bu biyopsiler ile klasik biyopsiye göre daha yüksek oranda kanser saptanmaktadır. Hem teşhiste gecikme önlenmekte hem de tekrar biyopsilere gerek kalmamaktadır.

HABERİ GÖRÜNTÜLE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Yorumu Gönder